dinsdag 14 mei 2013

woensdag 20 maart 2013

OUTLANDISH - Warrior/Worrier



















Outlandish, Danimarkada yasayan İsam Bakiri (Fas), Lenny Martinez (Honduras) ve Waqaz Quadri'dan (Pakistan) oluşan gruptur.  Fas, Pakistan/Arapça ve Latin ezgileriyle olan müzikleri üyelerinin kültürel geçmişlerindeki farklılıklardan kaynaklaniyor.  Danimarkada yasayan ve farkli kulturlerden geldikleri icin grubun adi’nin Outlandish(yurtdisindan) oldugunu dusunuyorum.

Ilk cikislari 2003 yılında  Cezayirli Khaled'in "Aisha" isimli sarkisina yaptiklari cover ile oldu.
Daha sonra Sami Yusuf ile Try not to cry adli sarkiya duet yaptilar. 

2012 yilinda Warrior/Worrier adli bir sarki yaptilar ki, beni benden aldi. Buyrun sizde kesfedin. 




Warrior/Worrier
Do whatever you love and you will be free
If you can't buy happiness try to lease
Or buy a better mirror stare a little longer now

One thousand reasons to cry out
Is that a life?
A thousand reasons to smile, I tell you why
Consolation to you tears I'ma light up your way

For what its worth
You're my warrior
And I'm your worrier

Do not be confused by the murderers
Goodness is bigger than us you can't see it cause
It is silent yeah but it's feeding this world

You are not depressed cause you fell out of love
Everything is a test maybe you´re better off
What you call a problem I just call them lessons of love

For what it's worth
You're my warrior
And I'm your worrier

Come on let's take a walk
Shh don't say a word
Let's not talk
Let the silence do all the communicating tonight
Life is not just a walk in the park
I know that
But its a start right
They say silence is gold
But its kind of hard when so much remains untold
You looking the other way me kicking up dust
Blocking the sun still got shades on
Blocking our point of view
Yeah we differ a lot about what and what not´s
What we ain't and what we could have got
Thinking our arms ain't to short to box with God
This ain't a midnight stroll in Paris
More like a careless walk through a field of land mines
I cherish you
Though you are a warrior too
What are we to do

God never promised you days without pain
Laughter without sorrow
Sun without rain
But He did promise strength for you every day

Still in Tears!! Oh how can I not be sad
For my guidance was
Was upon your hands
Wrapped around, I pray, I pray you understand

For what it's worth
You're my warrior
And I'm you worrier

Te falta el aire (Do you need air?)
Te compro el viento (I'll buy the wind)
Soy tu dinero (I'll be you money)

Si yo te quiero (Now that I love you?)
Porque te vas ( Why are you leaving?)
Mi fusilero (My executioner)

Soy lo que veo (I'm what I see)
Soy lo que das (I'm what you give)
Tu prisionero (I'm your prisoner)

Lo que me diste (What you gave me)
Lo guardo adrentro (I keep it inside)
Soy tu guerrero (I'm your warrior)

From my mother I learned
Never is too late
That's its always possible to start out again
You may feel you've stopped but you're just on your way

You are not depressed
You just unemployed
This is all we got, don't you kill it boy
Everybody is in love when things are going well

For what it's worth
You're my warrior
And I'm your worrier 


maandag 11 maart 2013

I hate mondays























Banksy

donderdag 28 februari 2013

Street Art - I want change





















Resim hakkinda pek bir sey soylemeye gerek yok. Zaten dusunen ve çizen soylemis herseyi.
Resmi yapan ingliz sokak sanatçisi Banksy. Gerçek ismi ve kimligi belli degil. Kendisini gören de yok.
Bazen gizlice muzeye girip kendi resmini astigi da olmustur. Genelde politik acidan sokak resimleri yapar (grafitti). Daha fazla hayatini merak ediyorsaniz wikipedia'da bulabilirsiniz. Ayrica Banksy anonim olarak bir kitap da cikarmayi da basarmis. link



woensdag 20 februari 2013

Flexible Sculptures


Ilk bakışta Bejing'li usta Li Hongbo'nun eseri porselen veya alçıdan yapılmış gibi görünüyor. Kitap tasarımcısı ve editör olan Li Hongbo, binlerce kağıt parçalarıni yapıştırılmış katmanlardan olusan heykeller yapıyor.





















Fikri geleneksel kağıt süslemeleri ve oyuncaklardan geliyor, ilk bakista düz görünür ama sen hareket ettiğinde başka bir şeye dönüşür. Hongbo'nun sanat'i tam tersi,  önce örnegin bir yüz gürürsünüz ama çektiğinizde gerçeküstü bir form oluşturur.












dinsdag 19 februari 2013

Bored





















"Uzaklara gitmek istiyorum" dediginizde, "nereye gidersen git icindeki sikintiyi beraberinde goturursun" derler ya. Ben iste ona inanmiyorum.

Ben su anki isimden is arkadaslarimdan, bulundugum ortamdan, konusulan konulardan, herkesin ayni twitleri her gun atmasindan bile bunaldim. Etrafimdaki insanlar hep yapmacik ve sanki birileri beni begensin cabasinda. Kimse yaptigi isi icinden geldigi icin veya birsey beklemeden yapmiyor. Herkesin birseyleri yapmasinin ardinda en cok ben begenileyim. En cok benim resimlerim veya yazdigim sozler like alsin facebookta gibi.

Ne zaman bu hale geldik?
Aslinda hep boyleydi ama sosyal network sitelerinde iyice herkesin gozune batirircasina yapilmaya basladi. Daha acik ve net olmaya basladi en cok ben begenileyim zihniyeti. Herkese ne yaptigimi gostereyim dusuncesi artik net anlasiliyor internet ortamindan bile. Biz yine belki bu farki gorebiliyoruz ama yeni yetisen nesle gore bundan dogal baska birsey yok.

Herneyse, konu o degildi konu sikilmak ve sonra cekip gitmekdi

Baska bi yere gidersen en azindan yeni birseyler yasamanin, yeni insanlar tanimanin heyecaniyla bir sure sikilmazsin. O yuzden yenilikler ve cekip gitmek iyidir bazen.

maandag 11 februari 2013

Chinese Sugar Art














Bu video Çindeki sokak satıcıları ayrıntılı halde nasil şeker lolipop yaptigini gösteriyor. Onlar için bu şu anda dünyanın en normal şeyi olsa da, bizim için çok özel ve enteresan. Kullandıkları tek şey eritilmiş şeker, metal kaşık, bir mermer levha ve bir palet bıçak. Inanilmaz!




zaterdag 9 februari 2013

Izledigim diziler


Behzat Ç: her ne kadar bazen cok fazla hollywood yapimina benzese de Turkiyedeki kadin ölümlerine deginmeleri bile yeterli. Her hafta cinayet buro ekibi yasanilan cinayetleri cozmeye calisirken dizinin bi de devamli alt hikayesine deginiliyor. Behzat'in ve ona musallat olan mafya ile alakali bitmek bilmeyen hesaplasmasiyla alakali. Cok fazla herseyi aciklamadan anlatmak mumkun degil. Guzel ve degisik bir dizi. Izlemenizi tavsiye ederim. 















Ripper Street: Londra da 1880 civari Jack the Ripper katili sonrasi bir polis burosunda geciyor.
O zamanlarda DNA ve parmak izi kaniti olmadan cinayetleri cözmeye calisan bir polis burosuyla alakali. Cok kasvetli ve gizemli bir hava kesinlikle yaratilmis. Bu da diziyi bir defa izlemeye basladiniz mi, diger bölümu merakla beklemenizi sagliyor.



















Bu diziyi sirf merakimdan izliyorum. BBC Sherlock'un remake'i bir dizi. (asagida ondan da bahsediyorum)
Sherlock Holmes yasadigi bazi olaylardan uzaklasmak icin Londrayi New York icin terk eder. Sonra orada Joan Watson ile tanisir ve gizemli olaylari NYPD icin cozmeye baslar. Her izledigimde dizinin icine etmisler diye kufur etsemde sirf nasil yapmislar diye merakimdan izliyorum. Aslinda dizi fena degil ama karakterin Sherlock Holmes olmasi cok rahatsiz edici. Sherlock Holmes'dan etkilenip karakteri ona benzetip Merlock Holmes yapsalar insan sinirlenmeyecek. Bir Sherlock Holmes hayraniysaniz bu inanilmaz rahatsiz ediyor.














Finch oyle bir sistem gelistirir ki, bu bilgisayar daha cinayetler olmadan Finch'i uyariyor. Finch ve Reese bu cinayetlerin olmamasi icin ugrasirlar. Dizi ayni zamanda arada bir Reese ve Finch'in beraber calismadan onceki yasamlarina da flash back yapar. Cok etkilendigim bir dizi degil ama diger diziler daha kotu oldugu icin bu yine izlenmeye deger.




Miss Marple'in detaylarla inanilmaz bir yetenenegi var. Hic birsey gozunden kacmiyor. O yuzden ne hikmetse devamli onun etrafinda islenen bazen coklu kompleks cinayetleri cozuveriyor.  Klasik bir Agatha Christie  hikayesi. Detektif dizisi sevdigim icin izliyorum bu diziyi. Her bolumde baska film ve dizilerden tanidigimiz oyuncular konuk oyuncu olarak karsimiza cikiyor. Onlari degisik rollerde gormek cok zevkli.





Ted'in cocuklarina annenizle nasil tanistigimi anlatayim diyerek olaylari flash back olarak anlattigi dizidir. Artik 9 sene olmus olabilir Ted hala esiyle tanismadi. Bu diziyi ilk ciktigi bolumden beri izliyorum. O zamanlar katila katila gulup yerlere yattigimiz oldu. Su an o kadar icine ettiler ki dizinin her karakterden ayri ayri nefret etmeye basladim. Burada biraz spoiler verecegim. Robin'in Tedle defalarca cikip ayrilmasi sonra Barney ile defalarca cikip ayrilmasi artik gina getirdi. Bu kadar seyirciyle dalga gecilmez. Bu diziden nefret ediyorum. Bitse de kurtulsam.


2 fakir kizin restoranda calisarak ve cupcake satarak yasamlarini surdurmesiyle alakali bir komedi. Cok da super olmamasiyla beraber izledikten sonra hemen unutulan bir dizi. Amerikan dizisi oldugu icin bazi ucuz rahatsiz edici sakalar oluyor. Cok kisa oldugu icin zaten basladigiyla bittigi bir oluyor. Eglencelik kisa bir dizi. 




















Bu dizi de 2 broke girls gibi kisa komedi. Jessica sevgilisinden ayrilinca 3 erkegin yasadigi bir apartmana yerlesir. Beraber baslarindan epey komik olaylar gerceklesir. Bu diziyi baya komik buluyorum ama su amerikan dizilerinde bolca olan 'biriyle cikmaya baslayip 5 dakika sonra ayrilma' sahneleri cok olmasa daha da iyi olacak.





Izledigim ama su an diger sezonu bekledigim diziler 












Bir kimya hocasinin kanser olunca para bulmak icin eski ogrencisi Jesse ile beraber narko olaylara girmesiyle alakali. Nasil kucuk baslayip isleri her sezon buyuttukleri gozlerden kacmiyor. Bu da diziyi iyice dahilestiriyor.
Bu diziye buyuk hayranlik besliyorum. Inanilmaz guzel bir hikaye ve asla Hollywood abartmasi barindirmiyor. Dizide iyi veya kotu karakter yok. Herkes iyi seyler veya hatalar yapiyor. Seneye baslayacak sezonun son oldugu soyleniyor. Iple cekiyorum ve zaten heryerde gelecek sezon icin tahminleri okuyorum.



A. Conan Doyle'un Sherlock Holmes kitabindan neredeyse birebir dizi uyarlamasi. Bu Sherlock 1900 yillarda degil gunumuzde yasiyor. Elinde smartphone'uyla hemen haberleri veya arastirmasi gereken seyleri ogreniveriyor. Arkadasi John ile beraber atismalari eksik olmadan olaylari cozmeye calisiyorlar.

Bu dizi benim su ana kadar izledigim en iyi dizi. O kadar eziyet cektiren ise bir sezonun 3 bolumden olup her sezon arasinda en az 2 sene gecmesi. Dizinin oyuncularini dizi ekibi diger filmlere kaptirinca bir sezon cekimi arasinda 2 sene geciyor. Izleyici olarak inanilmaz eziyet cektirici. Aslinda   kitabi okuyan insan iyi kotu neler olacagini biliyor ama yinede nasil oldugunu bilmiyor. Son bolumde mesela Sherlock binadan düsuyor ama ölmuyor. Su gune kadar meraktan çatliyor herkes. Buyuk bir eziyet.

not: En sevigim Sherlock Holmes karakteri :-)









Miami polis burosunda calisan bir kan analazinin ozel hayatinda seri katil olusuyla alakali bir dizi. Yine cok iyi yonetilmis ve oyunculuk olagan ustu. Dizide Dexter'in ablasini oynayan Debra Morgan muhtesem oyunculuk gosteriyor. Her sezon konu cok ilginc ve konuk oyuncular da muhtesem. Kesinlikle izlenmesi gereken bir dizi.

vrijdag 8 februari 2013

Hayat kisa

Lisedeyken bizim sinif 6 kisiden olusuyordu. Okulun en çaliskan ogrencilerden olusan ogrencileri secmicler ve ozel bir sinifa koymuslar. O yuzden sadece 6 kisiydik. Sinif 5 kiz 1 erkekten olusuyordu.
O kadar az kisi olunca kaynasmak zor olmadi. Ilk basta hersey cok iyi gidiyordu, herkes herkesle cok iyi anlasabiliyordu. Taa ki siniftaki Wendy'nin herkese ve herseye sinirli davranmasina kadar. Sinifta tam bir ergen gibi davranip herkesi sinir ediyordu. Pek yakinda anlasildi hersey. Wendy 'nin annesinde Hiv teshis edilmis.

Annesi Wendy'nin dogumu sirasinda cok kan kaybetmis ve hastanenin verdigi kan megerse Hiv virusu tasiyormus. Bu uzucu haber sinifta herkesi üzdü.

Daha sonra siniftaki kizlar toplanip Wendy'nin evinde kaliyorduk, annesi yemekler falan yapiyordu. Hic aklimiza tuhaf seyler gelmiyordu.

Wendy siniftan Mae ile kavga etmeye basladi. Devamli müdüdürun odasinda özel konusmalar yapiyorlardi, biz de meraktan çatliyorduk. Sonra ögrendik ki Mae, Wendy'nin annesinin aids oldugunu baska siniftaki cocuklara soylemis.  Mae defalarca özur dilemesine ragmen Wendy onu affetmiyordu ve siniftaki huzur yine kaybolmustu.

Mae benim gibi resim cizmeye cok merakliydi. Inanilmaz yetenekli bir kizdi, ben onun cizimlerine hayramdim o da benim daha iyi resim cizdigimi soylerdi. Lisenin son yillarinda Mae bir guzellesmisti herkes gozunu ondan alamiyordu. Mae'in bir de ikiz kardesi vardi ama o bizim sinifta degildi. Ikiz kardesi Mae kadar guzel degildi.

O sene hepimiz liseden mezun olduk. Hollanda da liseden mezun olmak icin sinavlara girersin. Butun sinavlardan ortalaman 60dan yuksek olmali. Siniftaki herkes mezun oldu ve hatta soylemeden gecemeyecegim matematik sinavimda 88 almistim, okulun en yuksek puaniydi. O zamanlar gaza gelip ben en iyisi sayilarla birsey yapayim diye dusunmustum. Halbuki sanatla aslinda daha cok ilgileniyordum. Herkesin ekonomi de daha cok para var deyince liseden sonra Economi/matematik tarafina yönlendim.















Liseden sonra sinif arkadaslarimi bir daha görmedim. Bir kac defa yilbasinda birbirimize kart gonderdik ama sonrasi gelmedi. Sonra bu facebook tarzi seyler cikinca tekrar irtibata gectik. Herkes biribirine "ne yapiyorsun ne okudun, hayatin nasil gidiyor" gibi sorular soruyordu. Wendy ve annesi hala iyi oldugunu ogrendim. Mae'de iyiydi ama kronik hastaligi varmis o yuzden devamli hastaneye gitmesi gerekiyormus. Ikiz kardesi 10 sene önce 19 yasinda hayata gözlerini yummus. Mae'in kardeslerinde hep varmis hastalik ve yillar önce dogar dogmaz bir kardesini de kaybetmis.

Mae nedense profilindeki butun arkadaslarini devamli medikal acidan bilgilendiriyordu. Ayda bir uzun uzun mailler atiyordu herkese durumunu acikliyordu. Nedense 2 sene kadar netteki sosyal ortamdan uzak kaldim. Insan is hayatina girince herseyden uzaklasiyor. Gercek sosyal hayat bitiyo, benimse nette bile sosyal hayat yurutecek zamanim kalmamisti.

Gecenlerde arkadasimin bir oyunda ona yardimci olmami rica edince yine girdim websiteye. Mae'in okunmamis mailleriyle karsilastim. Oyun icin yardim etmemi bekleyen arkadasimin yaninda soylenmeye basladim: "eski sinif arkadasim var, internetteki herkese saglik durumunu anlatiyo, olacak gibi degil"
Sonra yine de Mae'in profiline girdim merakimdan, durumu nasil ediyordum çünkü. Mae'in profilindeki durmunua gözum çarpti ve o yarim saniyedeki fark edisten sonra yasadigim şok anlatilmaz. Mae'in profili artik aktif degildi ve durumunda In memoriam yaziyordu. Yani Mae vefat etmisti.

Benim yasimdaki bir kisi artik yoktu. Wendy'nin annesi de yasiyordu ama Mae artik yoktu...

Hala arada bir Mae'in profiline girip resimlerine bakiyorum ve profilindeki yasi hep 30 kalacak


woensdag 6 februari 2013

Toy story - Çin'deki oyuncak fabrikalari

































Bazi insanlar lüks yasasin diye bazi insanlarin standart yasamlari olamiyor.







kaynak:http://photomichaelwolf.com